
Halk arasında sıkça kullanılan “dizimde sıvı bitmiş” ifadesinin tıbbi bir karşılığı olmadığını belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Arman Öztürk, eklem sıvısının vücut tarafından sürekli üretildiğini ve tükenen bir depo olmadığını vurguluyor.
ASIL SORUN: KIKIRDAK YIPRANMASI
Uzm. Dr. Arman Öztürk, hastaların yaşadığı ağrının temel sebebinin sıvı eksikliği değil, eklem yüzeylerindeki değişimler olduğunu belirtiyor:
- Eklem sıvısının (sinovyal sıvı) ana görevi eklemi beslemek ve sürtünmeyi azaltarak yağlama yapmaktır.
- Diz, kalça veya omuz gibi bölgelerde “kireçlenme” süreci başladığında kıkırdak yüzeyler incelir ve pürüzlü hale gelir.
- Sürtünmenin artmasıyla ortaya çıkan ağrı, hastalar tarafından yanlışlıkla “sıvı bitmesi” şeklinde yorumlanmaktadır.
- Temel problem sıvının yokluğundan ziyade; kıkırdak, bağlar, menisküs ve kemik yapısındaki yıpranmalardır.
DOĞRU TEDAVİYLE KALİTELİ YAŞAM MÜMKÜN
Dr. Arman Öztürk, bu tablonun hastalar tarafından “tedavisi olmayan bir durum” olarak algılanmasının yanlış olduğunu ifade ediyor. Kişiye özel planlanan tedavi süreçleriyle hastaların ağrısız ve aktif bir hayat sürebileceğinin altını çizen Öztürk, tedavi yöntemlerini şu şekilde sıralıyor:
- Kilo kontrolü ve düzenli egzersiz.
- Kas güçlendirme çalışmaları ve yüklenme düzenlemeleri.
- Gerektiği durumlarda enjeksiyon tedavileri.
- Psikolojik destek yönetimi ve cerrahi seçenekler.
Uzmanlar, hastaların bu sürece bakış açısını değiştirerek, “Dizimin sıvısı bitti” yerine “Dizimin bakım zamanı geldi” yaklaşımını benimsemesinin çok daha doğru olduğunu belirtiyor.


















