
Sık karşılaşılan bazı kanser türlerinde düzenli taramanın, tedavi başarısını artırdığına dikkat çekiliyor.
Kanserle mücadelede en güçlü silahın farkındalık ve erken tanı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Emine Yıldırım, bilimsel veriler ve ulusal–uluslararası kılavuzlar doğrultusunda tarama programlarının etkili olduğu başlıca kanser türlerinin meme kanseri, kolorektal (kalın bağırsak) kanseri, rahim ağzı (serviks) kanseri ve prostat kanseri olduğunu belirtti.
Bu kanser türlerinde düzenli taramanın, hastalığın erken evrede saptanmasını sağlayarak tedavi başarısını belirgin şekilde artırdığını vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, “Kanserden korkmak yerine, geç kalmaktan korkmalıyız. Düzenli taramalar, bilinçli bireyler ve güçlü bir sağlık sistemi ile kanserle mücadelede çok daha yol alabiliriz. Bugün yapılacak bir tarama, yarın bir hayatı kurtarabilir” dedi.
4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Yıldırım, erken teşhisin kanserle mücadelede hayati öneme sahip olduğunun altını çizdi.
Her bireyin kanser yolculuğu kendine özgüdür
Dünya Kanser Günü’nün küresel bir farkındalık hareketi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, “Bu yıl ‘Eşsiz Olanla Birleşmiş’ temasıyla yapılan çalışmalar, bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Her bireyin kanser yolculuğu kendine özgüdür. Ancak çözüm, ancak toplum olarak birlikte hareket edildiğinde mümkündür” diye konuştu.
Kanserle mücadelede farkındalık ve erken tanı büyük öneme sahip
Kanserin günümüzde dünya genelinde en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, “Çoğu zaman gözden kaçan çok önemli bir gerçek vardır: Kanserlerin önemli bir bölümü önlenebilir ya da erken tanı ile başarılı şekilde tedavi edilebilir hastalıklardır. Bu nedenle kanserle mücadelede en güçlü silahımız farkındalık ve erken tanıdır” ifadelerini kullandı.
Her 8 kadından biri meme kanseriyle yüzleşiyor
Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Yıldırım, “Her 8 kadından biri yaşamının bir döneminde meme kanseriyle karşılaşmaktadır. Bu oran ürkütücü gibi görünse de erken tanı sayesinde meme kanseri bugün büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır. Asıl hedef, hastalığı ileri evrede tedavi etmek değil; erken evrede yakalayarak yaşam süresini ve yaşam kalitesini korumaktır” dedi.
Kanser taramalarının önemi çok büyük
Henüz herhangi bir şikâyet ortaya çıkmadan hastalığın erken evrede saptanmasını amaçlayan kanser taramalarının önemine dikkat çeken Doç. Dr. Yıldırım, “Erken evrede yakalanan kanserlerin tedavisi daha başarılı, daha az yıpratıcı ve çok daha umut vericidir. Bazı kanser türlerinde tarama sayesinde yalnızca erken tanı sağlanmaz, aynı zamanda kanser gelişimi tamamen önlenebilir” diye konuştu.
Taramanın etkili olduğu kanser türlerinin meme kanseri, kolorektal kanser, rahim ağzı kanseri ve prostat kanseri olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, düzenli taramanın tedavi başarısını belirgin şekilde artırdığını söyledi.
Meme kanserinde düzenli ve yıllık takip hayat kurtarır
Kadınların 40 yaşından itibaren düzenli meme kanseri taraması yaptırması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, “Düzenli ve yıllık takip hayat kurtarır. Yoğun meme dokusu bulunan veya ek risk faktörleri olan kadınlarda, mamografiye ek olarak ultrasonografi yapılması önerilmektedir. Her kadının risk profili farklıdır; bu nedenle tarama kişiye göre planlanmalıdır” uyarısında bulundu.
Kolorektal kanser taraması 50 yaşından itibaren yapılmalı
Kolorektal kanserlerin çoğu zaman iyi huylu poliplerden geliştiğini belirten Doç. Dr. Yıldırım, “50 yaşından itibaren düzenli taramalar sayesinde polipler henüz kansere dönüşmeden saptanabilir ve çıkarılabilir. Bu da kanser gelişimini büyük ölçüde önler” dedi.
Kanserden korunmada bireysel sorumluluklara dikkat
Kanserle mücadelenin yalnızca taramalardan ibaret olmadığını ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, sağlıklı beslenme, ideal kilonun korunması, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanımından uzak durma, güneşten korunma ve düzenli hekim kontrollerinin kanser riskini belirgin şekilde azalttığını söyledi.
Ailesinde kanser öyküsü olanlar için öneriler
Ailede kanser öyküsü bulunmasının mutlaka kanser gelişeceği anlamına gelmediğini vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, “Ancak bu kişilerde risk artmış olabilir. Bu nedenle taramaların daha erken yaşta başlaması ve takiplerin kişiselleştirilmesi büyük önem taşır” dedi.
Kanserden değil, geç kalmaktan korkulmalı
Kanserin tüm toplumun ortak sorunu olduğunu belirten Doç. Dr. Emine Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kanserden korkmak yerine, geç kalmaktan korkmalıyız. Düzenli taramalar, bilinçli bireyler ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla kanserle mücadelede çok daha güçlü olabiliriz. Bugün yapılacak bir tarama, yarın bir hayatı kurtarabilir.”


















