ANTİBİYOTİKLERİN HİKÂYESİ: MUCİZEDEN DİRENCE UZANAN YOL

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Gülşah Keçebaş, “Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası” dolayısıyla yaptığı açıklamada bugün karşı karşıya olunan antibiyotik direnç sorununu anlattı.

Keçebaş, enfeksiyon hastalıklarının 19. yüzyıl sonuna kadar insanlık için büyük bir tehdit olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bir zamanlar, basit bir zatürre ya da boğaz enfeksiyonu ölüm fermanı demekti. 19. yüzyılın sonunda dünyanın dört bir yanında insanlar, görünmez düşmanlar mikroplar karşısında çaresizdi. Henüz kimsenin elinde mikropları durdurabilecek bir silah yoktu.”

“Penisilinin keşfi tıbbın kaderini değiştirdi”

Fotoğraf: İSTAHED

Açıklamasında Fleming’in keşfinin önemine dikkat çeken Keçebaş, “İskoç bakteriyolog Alexander Fleming, bir Petri kabını incelerken tuhaf bir şey fark etti: Mantar bulaşmış kültürün etrafında bakteriler ölmüştü. Fleming bu basit ama devrimsel olayı ‘Penicillium notatum’ adlı mantarın salgıladığı bir maddenin bakterileri öldürmesine bağladı. Adını penisilin koydu ve tıp tarihinin yönü değişti. Penisilini klinik kullanıma sokmak yıllar aldı, ancak 1940’larda Florey ve Chain’in katkılarıyla II. Dünya Savaşı’nın en sessiz kahramanına dönüştü. Hatta ‘Penisilin, mermiden daha çok hayat kurtardı’ sözü o dönemin etkisini özetler” dedi.

“Enfeksiyon ölümleri yüzde 80’in üzerinde azaldı ”

1940-1970 yıllarının “antibiyotiklerin altın çağı” olarak anıldığını vurgulayan Keçebaş, antibiyotiklerin tıpta devrim yarattığını şöyle anlattı: “Streptomisin, tetrasiklin, eritromisin, sefalosporinler… Her biri farklı bakterilere karşı umut oldu. Pnömoni, menenjit, frengi, tüberküloz ölüm cezası olmaktan çıktı. Cerrahi girişimler artık güvenliydi; sezaryenler, organ nakilleri, kemoterapiler mümkün hale geldi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre antibiyotiklerin devreye girmesiyle enfeksiyon ölümleri yüzde 80’in üzerinde azaldı, yaşam süresi onlarca yıl uzadı.

“Antimikrobiyal direnç yılda 1,2 milyondan fazla insanın ölümüne neden oluyor”

Direncin beklenen fakat geciktirilebilir bir tehlike olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Keçebaş, Fleming’in Nobel konuşmasındaki sözlerini hatırlattı: “Fleming 1945’te ‘İnsanlar bilinçsizce penisilin kullanırsa mikroplar direnç kazanacak’ demişti. Ne yazık ki kehanet gerçek oldu. Antibiyotiklerin aşırı ve yanlış kullanımı bakterileri eğitti. Dirençli suşlar yayıldı, basit enfeksiyonlar tekrar ölümcül hale gelmeye başladı. Günümüzde antimikrobiyal direnç yılda 1,2 milyondan fazla insanın doğrudan ölümüne neden oluyor.”

“Direnç toplum sağlığını tehdit ediyor”

Uzm. Dr. Keçebaş bakterilerin direnç geliştirme sürecini şöyle aktardı: “Bakteriler genetik miraslarını ustalıkla korur. Direnç genlerini başka bakterilere aktarabilirler. Tarımda ve hayvancılıkta antibiyotiklerin kontrolsüz kullanımı bu döngüyü hızlandırır.”

“Her yıl 10 milyon insan direnç nedeniyle ölebilir”

“Bugün basit bir idrar yolu enfeksiyonu bile çok ilaca dirençli bakteriler yüzünden haftalarca sürebiliyor. Kanser hastaları, organ nakli hastaları, yeni doğanlar ve yaşlılar için bu enfeksiyonlar ölümcül hale gelebiliyor. Eğer yeni antibiyotikler geliştirilmez ve bilinçli kullanım yaygınlaşmazsa, 2050’de her yıl 10 milyon insan direnç nedeniyle ölebilir.”uyarısında bulundu.

 “Antibiyotik bir armağandır ama yanlış kullanıldığında mucizesini tüketir”

Açıklamasının sonunda toplumun tüm kesimlerine çağrıda bulunan Uzm. Dr. Gülşah Keçebaş, şu ifadeleri kullandı: “Antibiyotikler insanlığın en parlak keşiflerinden biridir ama yanlış kullanıldığında kendi mucizesini tüketen bir armağandır. Tarih bize şunu öğretti: Her mucize, akılla korunmadıkça sonsuza dek sürmez. Bu yüzden her reçete bir sorumluluk, her ilaç bir karardır. Antibiyotik Farkındalık Haftası sadece bir hatırlatma değil; tıbbın bu sessiz kahramanlarını koruma çağrısıdır.”

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top